PERSONADAN İLAHİ BENLİĞİMİZE

Persona, maske, kimlik derken neyi kastediyoruz? Ülkemiz, ailemiz, ismimiz, okuduğumuz okullar, karakterimiz, cinsiyetimiz, mesleğimiz, alışkanlıklarımız kimliğimizi oluşturur. Bunlara sabitlenme bilgileri denir. Bu dünyada bunlarla işlev görürüz. Dünya misyonumuzu bunlarla yere indiririz. Hayatımızda bunlar sayesinde toplumda bir yer ediniriz. Hissedebileceğiniz gibi bunlarda biraz ağırlık vardır. Yerçekiminin …

Devamını oku

Yaratıcılık Nereden Gelir? İlhamın Görünmeyen Yolculuğu

Yaratıcılık, daha önce var olmayan bir fikri, eseri ya da çözümü hayata geçirme sanatıdır. Bu bazen bir şiir, bazen bir beste, bazen bir tablo, bazen de iş dünyasında çığır açan bir fikir olabilir. Ortaya çıkan ürün ne olursa olsun, yaratım süreci her zaman görünmeyenden görünene …

Devamını oku
İzzet KARAAĞAÇLI

İzzet Karaağaçlı

Ben İzzet Karaağaçlı. Yıllar boyunca müzik, meditasyon ve yazı; benim için bir üretim alanından çok, bir farkındalık ve temas dili oldu. Bugün yaptığım şey; öğretmek, düzeltmek ya da yönlendirmek değil. İnsanın kendi sesini, kendi ritmini ve kendi hakikatini duyabileceği bir alan açmak. Çalışmalarım; müzik kayıtları, …

Devamını oku

HİKÂYE 4

AYŞE İLE MEHMET Bir kış günü. Sulu kar yağıyor. Yine de sizi sıcak tutacak kıyafetlerinizi giyerek sokağa çıkabilirsiniz. Kış babanın da farklı bir güzelliği var. Dört mevsimi gören İstanbul’da yaşamak ne güzel. Tarihi ve doğal güzellikleri, alışveriş merkezleri, sanat faaliyetleri, harika restoran ve kafeleri ile …

Devamını oku

HİKÂYE 3

TİBETTE MEDİTASYON Tibet’te bir gün doğumu. Güneş doğmak üzere. Tüm insanlık güneşin doğmasını bekliyor. Hayat, tüm güzellikleriyle insanlara umut veriyor, herkesi besliyor. Ve gün doğuyor. Manastıra geleli iki yıl olmuştu. Günlük işleri yapıyor, oraya uyum sağlamaya çalışıyordu. Huzurlu ve mutluydu. Hayırlar onu buluyor, her geçen …

Devamını oku

HİKÂYE 2

MAMAKTA BİR ÖĞLEN VAKTİ -Akşam yemeğiniz hazır. İşte! Afiyet olsun. İki mahkûm yemek tabaklarını gardiyandan aldı. Çok acıkmışlardı. Konuşmadan yemeğe başladılar. Hücreleri genişçe ve aydınlıktı. Üst pencere açıktı. Poyraz rüzgârı giriyordu içeri. Güneş batmak üzereydi. Onlar göremese de. Hücrenin içinde iki yatak, iki sandalye bir …

Devamını oku

HİKÂYE 1

SAT-CHİT-ANANDA Uzak diyarların birinde, rüzgarlar esiyordu. Soğuk mu soğuktu. Yağmur yağmamış, bulutlar coşmamış, kuşlar güneye göç etmemiş, buzlar erimemişti. İşte bu durumda dahi, üstat öğrencisini bırakmamıştı. Onun feryadını duymuş, canının yanmasını hissetmiş, onun yardımına koşmuştu. -Hocam içim yanıyor. Sevgiye açım, işimden de kovuldum. Ne yapacağımı …

Devamını oku